Tarihle ilgili yazılan bilgilerin ele geçen yeni bulgularla değişebileceğinin kavratılması.
Göbekli Tepe tarihte bilinen, yazılan, çizilen tüm her şeyi sil baştan yeniden yazılmasını sağlayacak çok önemli bir çalışmadır.
GÖBEKLİ TEPE:
Göbeklitepe ve Karahantepe, avcı-toplayıcı Taş Devri sonrası Neolitik Çağ’da yerleşik hayata geçtiği iddia edilen insan topluluklarının Taş devrinden çok daha önce yerleşik hayata geçtiğini kanıt niteliktedir.
Göbekli Tepe’de tarımdan ve yerleşik hayattan önce insanların belirli bir disiplin içinde hareket ettiklerinin göstergesidir.
Yapılan kazılarda ele geçen bulgular devasa ritüel alanları (dini mabet) inşa edebildiğini gösteren keşifler sunmaktadır. Bu yapılar, insanlık tarihinin erken dönemlerindeki toplumsal bağları, bu insanların barışçıl yaşam anlayışını ortaya koymaktadır
“T” veya “Yarım T” biçiminde 10 veya 12 sütundan oluşmaktadır. Ayrıca bu çevre sütunlarının tam merkezinde karşılıklı duran daha büyük 2 adet bağımsız "T" sütun yer alır. Dolayısıyla bir odadaki toplam sütun sayısı merkezdekilerle birlikte yaklaşık 12-14 civarını bulmaktadır. Bu tür yerlerin genel adı olarak “Kült Merkezi” denir.
Peki insanlar buralara neden toplanmışlar ve buralarda ne yapmışlardır?
Belirli bir din, inanç, tanrı veya kutsal kabul edilen varlık için ayinleri düzenlemiş kurban kesmiş ve dini törenlerini gerçekleştirmişler. Arkeoloji, antropoloji ve dinler tarihinde sıkça kullanılan bu terim, insanların yalnızca ibadet etmek için değil, aynı zamanda ortak inançlar etrafında bir araya gelmek amacıyla inşa ettikleri ve toplumsal hafızayı şekillendirdikleri özel mekanlar olduğu fikri üzerinde durulmuştur.
Burada sadece ayin veya dini tören mi yapılırdı. Burada kadınların doğumunu tasvir eden taşa kazılmış resimler de var. Göbeklitepe D Yapısı: Dairesel dış duvarın etrafında yükselen 10-14 adet T şeklinde sütun bulunmaktadır. Ayrıca odanın tam merkezinde, tek parça kireç taşından oyulmuş 2 adet devasa merkezi sütun yer alır.
Göbekli Tepe’den yaklaşık 40-45 km uzaklıkta bulunan Karahan Tepe’de ise yapılan kazılarda çok miktarda çanak çömlek bulundu.
- Karahantepe, Göbeklitepe'den daha büyük olan bu yapının çatısı 17 adet T biçimli sütun ile desteklenmektedir.
Karahan Tepe’de yapılan kazılarda ele geçen çanak ve çömlekler seramik olmayan, tamamen sağlam taşlardan yapılmış, şimdiye kadar bulunan en büyük taş kap koleksiyonudur.
Bu kapların düzenli bir şekilde bir arada bulunması, alanın bilinçli olarak gömülme sürecinin bir parçası olduğu düşüncesini destekler niteliktedir. Topluluk alanı terk etmeye karar verdiğinde, tüm büyük yapılarnı ve içindeki bu özel malzemeleri bilinçli olarak toprağa gömmüş olabileceği düşüncesini destekler niteliktedir. Muhtemelen kıtlık veya kuraklık nedeniyle insanlar bu yerleşim alanını terk etmişler, terk ederken yanlarında götüremedikleri eşyalarını gömerek gitmişlerdir.
Yani insanların 1500 yıl boyunca yaşadıkları bu yuvalarını terk edip gitmiş olmalarına dair iki temel ihtimal üzerinde durulmuştur:
- İklim Değişikliği: Yaşanan iklimsel değişimler, insanların ana yiyecek kaynağı olan evcil ve yabani av hayvanlarının bölgeyi terk etmesi veya ölmesi
- Tarımın Gelişmesi: Bölge sakinlerini daha verimli ve üretime uygun ovalara göç etmeye teşvik etmiş olabileceği.
Göbekli Tepe'deki dikilitaşlar üzerine işlenen figürler, insanlığın avcı-toplayıcılıktan yerleşik hayata geçiş evresindeki evrensel algısını, mitolojik anlatılarını ve gökyüzü gözlemlerini aktaran birer iletişim aracıdır. Bu 12.000 yıllık kült merkezinde yer alan semboller, tesadüfi çizimler olmanın ötesinde çok katmanlı anlamlar barındırır.
1. Hayvan Figürleri ve 12 Burç İddiası
Göbekli Tepe'deki sütunlarda en çok yılan, tilki, yaban domuzu, turna ve akbaba gibi hayvanlar tasvir edilmiştir. Arkeologlar ve astronomlar bu sembolleri iki ana teoriyle açıklar: [1]
- Totemizim ve Klan Sembolleri: Farklı hayvanların, tapınağı inşa etmek veya ayinlere katılmak için bölgeye gelen farklı avcı-toplayıcı klanları (kabileleri) temsil eden birer "arma" ya da totem olduğu düşünülmektedir. [1, 2]
- Gök Haritası ve Takımyıldızlar (Burçlar): Özellikle ünlü 43 Numaralı Sütun (Akbaba Taşı) üzerinde yer alan hayvanların dizilimi, bazı araştırmacılar (örneğin Martin Sweatman) tarafından ilkel bir takımyıldız haritası olarak yorumlanmıştır. Buradaki akbaba, akrep ve turna gibi figürlerin, günümüzdeki burçlar kuşağının (zodyak) erken bir prototipi olabileceği ve mevsimsel döngüleri, hatta dünyaya çarpan bir kuyruklu yıldız felaketini kaydettiği iddia edilmektedir. [1, 2]
2. Gizemli "Çanta" Figürleri
43 Numaralı Sütun'un en üst kısmında yan yana duran üç adet el çantası benzeri kabartma yer alır. Popüler kültürde ve alternatif tarih teorilerinde bu çantalar Sümer (Anunnaki), Maya ve Olmek medeniyetlerindeki "tanrıların çantaları" ile eşleştirilerek "tarih öncesi yüksek medeniyetlerin veya uzaylıların bilgi taşıma aracı" olarak yorumlanır. Ancak arkeolojik perspektiften iki mantıklı açıklaması vardır: [1, 2, 3]
- Gündönümü ve Ekinoksları Sembolize Eden Göksel Kapılar: Çantaların eğrisel saplarının gökyüzü kubbesini, alt kısımlarının ise yeryüzünü temsil ettiği ve belirli mevsim geçişlerini (ekinoks/gündönümü) işaret ettiği düşünülür. [1]
- Kutsal Emanet veya Bilgelik Torbaları: Şamanik ritüellerde şamanların ilaç, tütsü ya da kutsal nesneler taşıdığı torbaların anıtsallaştırılmış birer simgesi olabilir. [1]
3. Başsız İnsan Bedenleri
Göbekli Tepe'de akbabaların yanında tasvir edilen kafasız insan figürleri ve kazılarda bulunan üzerinde oynanmış insan kafatasları, Neolitik Dönem'in en belirgin dini pratiklerinden biri olan "Ata Kültü" ve "Gök Defni" (Gökyüzüne Gömme) ritüelini ifade eder. O dönemdeki insanlar, ölen kişilerin bedenlerini et yiyen kuşlara (özellikle akbabalara) bırakıyorlardı. Akbabanın ruhu göğe taşıdığına inanılıyor, et sıyrıldıktan sonra ise kafatası alınarak kutsal bir yerde muhafaza ediliyordu. Bu durum, ölümden sonraki yaşama dair ilk somut inanç sistemlerinin varlığını gösterir. [1]
Sizce En Belirgin ve Sarsıcı Özellik Nedir?
Tüm bu bulgular arasında en çarpıcı özellik, 12.000 yıl önce henüz tarım yapmayan, çanak çömlek üretmeyen avcı-toplayıcı insanların "T" biçimli devasa taşları insan şeklinde (kolları ve kemerleriyle) tasvir edebilecek ve üzerlerine ortak bir mitolojik dil (proto-yazı veya sembolizm) işleyebilecek kadar organize bir toplumsal yapıya ve soyut düşünce yeteneğine sahip olmalarıdır. [1]
Tarih kitapları bize önce tarımın, sonra yerleşik hayatın ve en son dinlerin doğduğunu öğretirdi; Göbekli Tepe ise insanları ilk bir araya getiren şeyin tarım değil, devasa tapınaklar inşa etme arzusu ve ortak inançlar (din) olduğunu kanıtlayarak tarihin akışını tamamen değiştirmiştir. [1, 2]
Kaynak:
- Klaus Schmidt: 1994 yılında Göbeklitepe'nin insan yapımı bir tepe olduğunu fark ederek 1995 yılında ilk kazıları başlatan efsanevi Alman arkeologdur
- Dr. Jens Notroff: Göbeklitepe'de Klaus Schmidt ile bizzat çalışmış olan ve alanın mimari yapısı ile teorilerini açıklayan ünlü arkeologdur.
- Dr. Lee Clare: Alman Arkeoloji Enstitüsü adına Göbeklitepe'deki günlük aktif kazı çalışmalarını yürüten kişidir.
- Belgeselde kafatası parçası ve nadir bulunan taş asayı onunla birlikte kazarak çıkarmışlardır.
Josh Gates'e ise Göbekli Tepe ve Karahan Tepe’de yapılan çalışmalar üzerine bir belgesel hazırlamıştır.
- Dr. Necmi Karul: Karahantepe'deki Aktif Kazının Başkanı olan Türk arkeologdur Çalışmalar, Taş Devri avcı-toplayıcı insanlarının inanç sistemlerini, ritüellerini, geçiş törenlerini (Fallus odası gibi) ve ilk yerleşik yaşam alanlarının sınırlarını çözmek amacıyla onun başkanlığında yürütülen çalışmalar.