Son Dakika Bugün
TARİH34
Tarih, Eğitim ve Kültür Öğrenciler ve Öğretmenler için
9. Sınıf Tarih

Tarihin Doğası

10 Ekim 2026 43 okunma
Tarihin Doğası
Tarih 34
Tarihin Doğası
Yazı


1. Tarih Nedir? (Tarih Biliminin Tanımı)
Tarih; geçmişte yaşamış insan topluluklarının faaliyetlerini, birbirleriyle olan ilişkilerini, kültürlerini ve medeniyetlerini yer ve zaman göstererek, sebep-sonuç ilişkisi içerisinde, belgelere dayanarak, objektif (tarafsız) olarak inceleyen bir sosyal bilimdir.
• Geçmiş: Tarihin temel inceleme nesnesidir. Bugün veya gelecek tarihin doğrudan konusu olamaz.
• İnsan: Tarih sadece insan faaliyetlerini inceler. Doğa olayları (deprem, kuraklık) ancak insanı etkilediği ölçüde tarihin konusu olur.
• Yer ve Zaman: Olayların somutlaşması ve doğrulanabilmesi için yer ve zaman belirtilmelidir.
• Sebep-Sonuç İlişkisi: Hiçbir tarihi olay tek başına gerçekleşmez; her olayın bir nedeni ve doğurduğu bir sonuç vardır.
• Belge (Kaynak): Bilimsel olabilmesi için iddiaların belgelere dayandırılması zorunludur.

2. Tarih Biliminin Özellikleri (Tarihin Doğası)

Tarih bilimini diğer fen ve sosyal bilimlerden ayıran en temel doğası şu özelliklerde saklıdır:
• Deney ve Gözlem Yapılamaz: Tarihi olaylar geçmişte yaşanıp bitmiştir. Laboratuvar ortamında tekrarlanması veya gözlemlenmesi imkânsızdır.
• Olaylar Tekrarlanamaz: Seyri benzer olsa da hiçbir tarihi olay (örneğin İstanbul'un Fethi veya Fransız İhtilali) aynı şartlar ve aynı kişilerle birebir tekrar etmez.
• Kesin Kanunları (Yasaları) Yoktur: Pozitif bilimlerdeki (Fizik, Kimya vb.) "Su 100 derecede kaynar" gibi kesin ve değişmez kurallar tarihte yoktur. "Her ekonomik kriz ihtilale yol açar" denilemez.
• Tarih Dinamik Bir Bilimdir (Bilgi Değişebilir): Tarihsel bilgiler mutlak ve sonsuza kadar değişmez değildir. Yeni belge ve bulgular ortaya çıktıkça mevcut tarihi bilgiler değişebilir veya güncellenebilir.
• Örnek: Yakın zamana kadar Osmanlı'da ilk paranın Orhan Bey döneminde basıldığı biliniyordu. Ancak yeni arkeolojik bulgularla ilk paranın aslında Osman Bey dönemine ait olduğu kesinleşti ve eski bilgi güncellendi.
• Objektiflik (Tarafsızlık): Tarihçi, olayları incelerken kendi kişisel görüşlerini, dini veya milli kimliğini bir kenara bırakmalıdır. Olayı kendi döneminin şartlarına göre değerlendirmelidir.

3. Tarihi Olay ve Tarihi Olgu Kavramları

Tarihin doğasını anlamak için bu iki kavramın farkını bilmek kritik önem taşır:
• Tarihi Olay (Vaka): Geçmişte yaşanan, başlangıcı ve bitiş tarihi belli olan, kısa süreli ve somut gelişmelerdir. Biriciktir ve tekrarlanamaz.
• Örnekler: Malazgirt Savaşı (1071), İstanbul'un Fethi (1453), Cumhuriyet'in İlanı (1923).
• Tarihi Olgu (Vakıa): Tarihi olayların sonucunda ortaya çıkan, uzun sürede gerçekleşen, başlangıç ve bitişi kesin olmayan soyut ve genel süreçlerdir.
• Örnekler: Anadolu'nun Türkleşmesi, İslamiyet'in Yayılması, Milliyetçilik akımının dünyada yayılması.

4. Tarih Biliminin Yöntemi (5T Kuralı)

Tarihçi bir konuyu araştırırken fen bilimleri gibi laboratuvar kullanamadığı için şu bilimsel araştırma basamaklarını takip eder:
1. Tarama (Kaynak Arama): Konuyla ilgili sözlü, yazılı, görsel veya arkeolojik tüm kaynakların toplanması.
2. Tasnif (Sınıflandırma): Elde edilen bilgilerin zamana, mekâna veya konuya göre düzenli bölümlere ayrılması.
3. Tahlil (Çözümleme): Toplanan kaynaklardaki bilgilerin yeterli olup olmadığının ve güvenilirliğinin incelenmesi.
4. Tenkit (Eleştiri): Belgelerin orijinalliğinin ve doğruluğunun sorgulanması (İç tenkit ve Dış tenkit).
5. Terkip (Sentez): Tüm aşamalardan başarıyla geçen doğru bilgilerin bir araya getirilerek ders notu, kitap veya makale haline getirilmesi.

Özet Karşılaştırma Tablosu

Özellik / Kavram Açıklama / Kapsam En Belirgin Örnek
Tarihi Olay (Vaka) Başlangıcı ve bitişi belli olan, kısa süreli somut gelişme. Malazgirt Savaşı (1071)
Tarihi Olgu (Vakıa) Olayların sonucunda uzun sürede meydana gelen soyut süreç. Anadolu'nun Türkleşmesi
Tarihin Değişebilir Doğası Yeni belge ve bulgular ortaya çıktıkça bilgilerin güncellenmesi. Osmanlı'da ilk paranın Osman Bey'e ait olduğunun bulunması
Tarihin Fen Bilimlerinden Farkı Laboratuvar ortamının olmaması, mutlak yasalarının bulunmaması. Deney ve gözlem yapılamaması

Kırmızı Tüylü Tilkinin Yaşam Mücadelesi

Bu hikaye, "Tilkinin Nasihatı" adıyla bilinen modern/yeni yazılmış bir fabldır. Geleneksel, yüzyıllar öncesinden kalma anonim bir Anadolu masalı ya da klasik bir Ezop/La Fontaine masalı değildir

Tilki yavrularını bir gün yanına alarak ava çıktı. Aslanı  uzaktan görünce beklemeye başladı.

Anne Tilki: "Evlatlarım, buradan ötesi aslanın alanıdır. Buradan bir adım daha öteye geçerseniz aslan beni de sizi de yer. Birimizi sabah kahvaltısı, diğerimizi öğle yemeği, bir ötekimizi ise aslanın akşam yemeği oluruz. Buradan öteye geçemeyiz."

Sonra öteki tarafa yönelerek:"Bu bölge de kurtların sınır sahası ve avlanma yerleridir," dedi. Sonra içini çekerek: "Buradan öte taraf kurtlarındır."

O anda ta ormanın derinliklerinden kurt ulamaları sesi duymaya başladılar. "Bir adım daha atarsanız kurtlar bizi fark edip bizi bir güzel  yerler."

Kurnaz tiklinin Açıkgöz adındaki yavrusu:

“Anne biz çok açız. Biz nasıl avlanacağız? Orası aslanların, burası ise kurtların, öte taraf ise denizdir. Yüzme bilmiyoruz. Yüzme bilseydik denizden balık tutardık."

Anne Tilki: "O zaman bize sadece bir seçenek kalıyor. İnsanların yaşam alanına sızacağız. Orada bizim için köpekler tehlike arzediyor. Köpekleri gizliden atlatabilirsek, kümeslerde bizi hazır bekleyen kocaman tavuklar, hindiler var. Sizler köpekleri oyalayacaksınız, ben bu arada gizliden kümeslere sızarak tavukları alacağım.  Şimdi hadi evlatlarım! İnsanların yaşam alanına gidelim" diyerek yavruları ile birlikte hızla insanların yaşadığı yerlere gece karanlığında hızla ilerlediler. Gizliden köye giriş yaptılar. Köpekler çoktan havlamaya başlamıştı.

Sonra tilki yavrularına bir bir güvenli ve güvensiz evleri tanıttı.

Kurnaz tilki yavrularına:

“Evlatlarım burada en tehlikeli yer şu evdir, sakın o evin tavuklarına saldırmayın. Bu ev aslanların, kurtların ve ayıların bölgesinden daha tehlikelidir. Eğer çaresiz kalırsanız aslanların, kurtların ve ayıların bölgesine gizliden yakalanmamak şartıyla sıza bilirseniz. Bu o kadar tehlikeli olmaya bilir.

Anne tilki: "Bak kızım şu çiftlik padişah adına tımara verilmiş. Hemen yanındaki çiflik ise  içişleri bakanı Nişancı başı adına tımara verilmiş. Ama sakın o arkadaki eve göz dikmeyin, bu ev en tehlikeli evdir.”

Tilkinin "Serfinaz" ismindeki kızı:

"Anne bu evde kim yaşıyor ki bu ev kime ait ki bu  kadar tehlikeli buluyorsun?"

"Kızım, oğlum bu ev; Şeyhülislam’a bağlı Cami Hocasının evidir.  İslam Peygamberi bizim etimizi haram kılmış. Eğer bu cami hocası yani bu cami imamı rüşvetle Şeyhülislam'a "Tilki eti helaldır," fetvasını çıkarttırırsa insanlar bizi avlayarak soyumuzu bir iki yıl içinde tüketir. Bizden dünyada bir eser kalmaz.”

Tilkinin yavruları başlarını evet manasında sallayarak: “Peki anne” dediler.

                              Ali Vedat Akbulak

Yukarıdaki Masalın Tahlili:

Gönderdiğiniz masal, yarıda kesilmiş olmasına rağmen giriş, gelişme ve karakterlerin motivasyonları açısından oldukça net bir mesaj vermektedir.

"Tilki ile Yavruları" masalının yazılma amacı ve bu masalı okuyan/dinleyen bir kişinin elde edeceği temel kazanımlar şunlardır:

Masalın Yazılma Amacı

Bu masal, hayatta kalabilmek için stratejik düşünmenin, sınırları bilmenin ve risk yönetiminin önemini anlatmak amacıyla yazılmıştır. Güç dengelerinin adil olmadığı bir dünyada (aslan ve kurtların güçlü olduğu ormanda), zayıf olanların kaba kuvvetle değil, akıl ve planlama ile hareket etmesi gerektiğini vurgular.

💡 Elde Edilecek Temel Kazanımlar

  • Risk Analizi ve Sınırları Tanıma: Dinleyici; aslan, kurt ve insanların alanlarını öğrenen yavru tilkiler üzerinden kendi sınırlarını bilmeyi ve tehlikeli durumlarda gereksiz cesaret yerine temkinli olmayı öğrenir.
  • Problem Çözme ve Alternatif Üretme: Ormanda aç kalan tilkilerin deniz seçeneğini (yüzme bilmedikleri için) eleyip insanların alanına yönelmesi, karşılaşılan bir engelde pes etmek yerine "başka ne yapabilirim?" sorusunu sorma becerisini (esnek düşünmeyi) kazandırır.
  • İş Birliği ve Görev Dağılımı: Anne tilkinin yavrularına köpekleri oyalama görevi vermesi, kendisinin de kümese sızacak olması, ortak bir amaca ulaşmak için takım çalışması ve iş birliği yapmanın önemini gösterir.
  • Deneyime Saygı ve Rehberlik: Yavruların, annelerinin tecrübelerine kulak vererek "en tehlikeli evi" öğrenmeleri, hayatta kendilerinden daha deneyimli kişilerin (ebeveyn, öğretmen vb.) uyarılarını dikkate almaları gerektiğini fark ettirir.

🔍 Kısa Bir Değerlendirme

Geleneksel masallarda tilki genellikle "kurnazlık ve hile" ile öne çıksa da, bu masalda daha çok "yaşam mücadelesi veren bir rehber ve stratejist" olarak konumlandırılmıştır. Masal, hayattaki zorluklar karşısında mantıklı planlar yapmanın hayati bir yetenek olduğunu eğlenceli bir yolla öğretir.

Masalın devamını (Anne tilkinin kızına ne söylediğini ve köyde başlarına ne geldiğini) yazmamı ister misiniz yoksa masalın farklı bir yönünü mü analiz edelim.

 

TİLKİNİN NASİHATI

Tilki çıktı yavrularıyla birlikte ava,
Şimdi başlayacaktı yeni bir dava
Dedi: "Gitmeyin sakın o tarafa,
Yem oluruz kalmaz bizdeki kafa 

 

Başını çevirdi başka bir yöne,
"Burası kurtların sınırı, olmalı.
Uluma sesleri geldi peş peşe,
"Adım atma burası bir çeşme 

 

Tilkinin açıkgöz kızı "Biz Çok açız, dedi.
Her yerde bir düşman, her yer tehlikeli.
Yüzme bilsek denize ulaşırdık belki
Balıklar yem olurdu karnımız doyardı

 

Anne dedi: "Tek bir çare kalıyor öylece.
Bu köylere gizlice sızmalıyız bu gece.
Köpekler orada bizleri pusuda bekler
Anırır horoz gibi bu köydeki eşekler

 

Karanlık çökünce köye girdi ana tilki,
Havlamaya başlamıştı şimdi köylülerin iti
Evleri birer birer gösterip dedi ki yavrularına
"Dikkat edin bu köydeki bu evin imamına

 

"Padişahın, nişancının mülküdür buralar,
Aslandan da, daha tehlikelidir oralar
Aman evlatlarım, uyanık olun canlar,
Bu evde girerseniz, imam hemen anlar

 

Bir fetva verilirse imam tilki etine,
Üşüşürler bize, geçemeyiz ötesine
Kızartırlar bizi, bakmazlar boyumuza
Selam söyleyin bunu bize öğretene

 

Dünyada tükenir, bir bir kesiliriz
Sofrada et olur kalmaz neslimiz,
Onlar doyar, geğirir, keyif çatarlar.
Kırmızı tüylü derimiz üstüne yatarlar.

 

Şiir Söz Yazarı: Ali Vedat Akbulak
Editör: Gökhan Ali Atahakan

Ezgi (melodi) Stili 1:
Pop ballad, tonerr metal, alt metal, choorus, bassa 808, yanık  erkek sesi ile seslendir

Ezgi (melodi) Stil 2: Pop müzik, caz, orkestra takımı, tok davul sesi, yanık erkek sesi ile seslendirilsin
 

 


 

 

Bu sitede, deneyiminizi iyileştirmek ve ziyaret istatistiklerini ölçmek için çerezler kullanıyoruz. Daha fazla bilgi