Türk Sosyal Hayatında Aile 2. Ünite Konu: B -Selçuklular, Osmanlılar ve T.C. Döneminde Türk Aile Yapısı
B. SELÇUKLU DEVLETİ DÖNEMİ’NDE TÜRK AİLE YAPISI
Aile, Selçuklularda milleti ayakta tutan en önemli unsur olup aile ve toplum ilişkileri İslamiyet’in belirlediği esaslar, töreler ve geleneklere göre şekillenmiştir. Selçuklu Dönemi’nde kadın sadece ev işleriyle ilgilenmemiş; av, savaş, siyaset, ticaret gibi alanlarda da etkin olmuştur.
İslamiyet Öncesi Dönem’den itibaren “katun/hatun” ünvanı ile devlet yönetimi ve protokolünde yer alan kadın, bu dönemde de eşinin vekili olarak görülmeye devam etmiştir. Bu anlayışın izlerini günümüz Türkçesindeki “kadın” ve “hanım” kelimelerinde görmek mümkündür.
OSMANLI DEVLETİ DÖNEMİ’NDE TÜRK AİLE YAPISI
Osmanlı Devleti’nde Türklere özgü örf, âdet ve gelenekler yaşatılmaya devam edilmiştir. Osmanlı Devleti'nin kurulduğu ilk dönemde Türk toplumunun büyük çoğunluğu konargöçer yaşam tarzını devam ettirmiştir.
Osmanlı toplumunda şehirlerde ağırlıklı olarak çekirdek aile, kırsal alanlarda ise daha çok geleneksel geniş aile yapısı görülmüştür.
Genel olarak Osmanlı ailesinde ataerkil bir yapı görülmekle birlikte kadın, çocukların ilk eğitimi başta olmak üzere aileyle ilgili hemen her konuda söz sahibidir.
Kırsal kesimde yaşayan ailedeki Türk kadını evde, tarlada, otlakta yapılması gereken çeşitli işlerde sorumlulukları erkekle paylaşmıştır. Şehirde yaşayan, belli bir servete ve yüksek sosyal statüye sahip ailelerdeki kadınlar ise toplumsal alanda daha çok hayır işleriyle ve vakıflar aracılığıyla etkin olmuşlardır.
Osmanlı Devleti’nin çok uluslu yapısından dolayı her ailenin kültürü ve dinine göre (Müslim ve gayrimüslim) şekillenen bir aile yapısı bulunmaktaydı. Bu nedenle Osmanlı ailesi şeklinde geneli örnekleyecek bir aile yapısından bahsetmek mümkün değildir. Bununla birlikte Osmanlı Dönemi’ndeki Türk aile yapısı İslamiyet öncesi, sonrası ve Selçuklu Dönemi Türk aile yapısının devamı ve sentezi niteliğindedir.
BATILILAŞMA HAREKETİNİN TÜRK AİLE YAPISINA ETKİLERİ
Sultan Abdülmecit (1823-1861) ekonomik ve siyasi sorunları çözebilmek için Batı kültürünü iyi bilen Mustafa Reşit Paşa'yı (1800-1858) görevlendirmiş ve Paşa, Tanzimat Fermanı olarak bilinen Gülhane Hatt-ı Hümayunu'nu hazırlamıştır. Böylece Batılılaşma olarak adlandırılan modernleşme süreci fiilen başlamıştır.
BATILILAŞMA HAREKETİNİN TÜRK AİLE YAPISINA ETKİLERİ
Batılılaşma hareketi Osmanlı Devleti'nin askerî, idari ve kültürel alanlarda Batı Avrupa'nın gelişmiş ülkelerini örnek alarak giriştiği yenilikleri ifade etmektedir. Tanzimat (1839-1876) ve Meşrutiyet (1876-1878/1908-1920) dönemlerinden itibaren eğitim, dil, aile hayatı, kadın hakları gibi alanlarda yenileşme adımları atılmaya başlanmıştır.
BATILILAŞMA HAREKETİNİN TÜRK AİLE YAPISINA ETKİLERİ
Batılılaşma Dönemi’nde kadının eğitimi konusunda önemli değişimler yaşanmaya başlanmıştır. Tanzimat’tan önce kız çocuklarının eğitimi çoğunlukla sübyan mektepleri ile sınırlıyken Tanzimat Dönemi’yle birlikte başlayan eğitim hamlesi kız çocuklarının daha üst kademelerde eğitim almasının önünü açmıştır.
Batılılaşma Dönemi'nde eğitim olanaklarından kadının büyük ölçüde faydalanmaya başlaması, toplumsal ve ekonomik bakımdan daha etkin roller üstlenmesine ve kadın haklarının genişlemesine imkân sağlamıştır.
Bu gelişmelere bağlı olarak Osmanlı kadını 1897’de ücretli işçi ve 1913’te ise devlet memuru olma hakkı elde etmiştir. Bu durum, kadının sosyal statüsünde olumlu bazı değişiklikleri beraberinde getirmiştir.
BATILILAŞMA DÖNEMİ’NDEKİ HUKUKİ DÜZENLEMELERİN TÜRK AİLE YAPISINA ETKİLERİ
Batılılaşma Dönemi’nde yaşanan hızlı değişim ve dönüşümden Türk aile yapısı büyük ölçüde etkilenmiştir. Özellikle hukuk alanında yapılan düzenlemeler, geleneksel Türk aile yapısındaki bazı değişiklikleri beraberinde getirmiştir. Aile hukuku alanında Mecelle ile başlayan
çalışmalar yaklaşık elli yıl kadar sonra gerçek anlamda bir yasal çerçeveye oturmuştur.
BATILILAŞMA DÖNEMİ’NDEKİ EDEBÎ ESERLERDE TÜRK AİLE YAPISI
Batılılaşma Dönemi’nde aile yapısında yaşanan değişimler hikâye, roman, tiyatro gibi edebî eserlerde de ele alınmıştır. Dönemin sanatçıları evlilik, aile kurumu, kadının toplum hayatındaki yeri, çocuk eğitimi, Batılılaşma gibi konulara eserlerinde yer vermişlerdir. İbrahim Şinasi’nin yazdığı ve ilk Türk tiyatro eseri olarak kabul edilen Şair Evlenmesi’nde görücü usulü evliliğin neden olabileceği sorunlara mizahi üslupla değinilmiştir.
CUMHURİYET DÖNEMİ’NDE TÜRK AİLE YAPISI
Atatürk'ün önderliğinde 29 Ekim 1923'te ilan edilen Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunu ve sonrasında yaşanan tarihsel süreci ifade eder. Bu dönem yeni Türk devletinin sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasal alanda gerçekleştirdiği reformlarla tanımlanır.
Cumhuriyetin ilk yıllarında çocukların eğitim alabilmesi için çalışmalar yapılmıştır. Temel eğitim kız-erkek tüm bireyler için zorunlu hâle getirilmiştir. Eğitim seviyesinin yükselmesi kadının sosyal statüsüne yansımış ve uzun vadede kadının aile içi ve dışı karar alma sürecine katılımını artırmıştır.
CUMHURİYET DÖNEMİ’NDE HUKUKİ DÜZENLEMELERİN TÜRK AİLE YAPISINA ETKİLERİ
Türk Medeni Kanunu'nun 4 Ekim 1926 tarihinde yürürlüğe girmesiyle, medeni haklar bakımından kadın ve erkek hiçbir ayrım gözetilmeksizin eşit sayılmıştır. Türk Medeni Kanunu ile evlenme, boşanma, miras, mal paylaşımı, velayet gibi konularda düzenlemeler yapılarak kadın ve erkeğin bu haklardan eşit ölçüde yararlanması sağlanmıştır.
Kadına seçme ve seçilme hakkının verilmesi kadın-erkek eşitliğine yönelik önemli bir adım olup kadınların siyasal yaşama daha aktif katılımını sağlamıştır.
Kadına istediği işte çalışma hakkı tanınmış, kadının kendisiyle aynı işi yapan erkekten daha düşük bir ücret almasının önüne geçilmiştir. Çocukların gözetimi anne ve babanın ortak görevi kabul edilmiş, ölüm hâlinde çocuğun velayetinin diğer eşe verilmesi hükme bağlanmıştır. Kadının siyasal haklarına yönelik Atatürk önderliğinde bir dizi reform
gerçekleştirilmiştir. Bu reformlar kadının toplumsal statüsünde olumlu değişiklikler sağlamıştır. Kadınlar 1930 yılında yerel seçimlerde oy kullanma, 1933 yılında köylerde muhtar ve ihtiyar meclisi seçimlerinde oy kullanma ve seçilme, 1934 yılında millet vekili seçilme haklarını kazanmışlardır.
