Şarkı -Ağla Bacı-Kerem Baba

Şarkı -Ağla Bacı-Kerem Baba

Anadolu'da yaşanan hazin bir olayın acıklı öyküsünü şiirsel bir dille Ali Vedat Akbulakk'ın kaleminden...... I. Bölüm-Ağla Bacı

 

Şarkı Hikayesi: 
    Kerem İsminde bir baba'nın Cehal ismindeki bir oğlu ile yaşadığı problemin şiirsel olarak anlatımıdır. Kerem baba daha ayaktayken, yani sağlık sihati yerindeyken oğullarından birisi kendisiyle miras kavgasına tutuşur. Ama bunu çok kurnazca yaptığından dolayı ilk bakışta her şey normalmiş gibi görünür. Kerem babanın ölümünden ancak 19 yıl sonra gerçekler anlaşılır ama bu defa aradan çok zaman geçtiğinden yeterli delil bulunamaz. Çünkü bu olaya şahitlik yapabilecekler de hayatta değildir. İşte Kerem baba ve Cehal ismindeki oğlu ile yaşadığı problem anlatılmaktadır. Kerem babanın ayrıca Cehal'tan 5 yaş küçük bir  oğlu babası Kerem'i Cehal'a karşı uyarır. Ama babasını ikna edemez. Baba Kerem tam tersine tepki gösterir ve kendisini uyaran oğlunu küstürür.  Anadolu kırsalından İstanbul'a gider ve orada bir konfeksiyona girer atolyede kalite kontrolcu olarak işe başlar. Babalarına gizliden verdikleri ilaçlarla baba bağımlı hale gelir. İlacı kesilince baba psikolojik sorunlar yaşar. Aile için büyük bir kavga patlak verir. Polis çağrılır, baba Kerem'e kelepçe takılarak  Elazığ akıl hastanesine götürülüp akıl hastanesine yatırılır. İlacın tesiri geçince baba Kerem'in akıl hastası olmadığı anlaşılınca hastane sağlıklı raporu verir. Kerem baba hastaneden taburcu olur ve evine geri döner bu yüzden  hanımını evden çıkarır. Zira dedim ya bu işi kurnazca yapmıştır. Aileyi ikiye bölmüş, bir kısmını küstürmüş, bir kısmını ise kendi tarafına çekmiştir. Zira bu işi annesiyle birlikte yapmaktadır. Aile içinde kavga çıkması, ilacın etkisiyle bazen Kerem babanın dengesizce hareketleri karşısında ailenin diyer üyelerinin de desteğini kaybeder. Böylece Cehal aile içinde kendisine karşı güven kazandırır ve aileyi tamamen kontrolü altına alır. Küstürerek evden kaçırdığı diğer kardeşi ise bu arada İstanbul'dadır. Bu kardeşinin bu durumla ilgili ciddi şüpheleri var fakat zannan hareket etmek istemediğinden kimseye bu durumdan bahsetmez. Akdere ailesi Cahal yüzünden tüm akraba ve komşularla ilişkisi kesik olduğundan bu durum aile içinde kalır. Bu arada İstanbul'da olan diğer kardeş aile içindeki bu sorunu öğrenince babası ile annesini barıştırma yoluna gider. Ama annesinin de Cehal ismindeki ağabeyi ile birlikte hareket ettiğini anlayamaz. Bu nedenle annesine saygısı nedeniyle bu Cehal ismindeğki kardeşinin üzerine pek gitmez. Babasının delice hareket ettiğinden dolayı Cehal haklı bulunur. Ama Mücahit ismindeki kardeşin küserek aileden uzaklaşması onun hayatını kurtarır. Çünkü aileden küsüp uzaklaşması nedeniyle onu bir türlü etkisiz yapamazlar. Cehal baba mirasını ele geçirmek için oldukça kurnaz ve bir o kadar da inanılmayacak derecede alçakca baba mirasını ele geçirmeyi gizliden planlamıştır. Önce babasını etkisiz hale getirir (ölümüne neden olur) sonrasında ise kardeşlerini etkisiz hale getirerek baba mirasının tamamını (15 trilyonluk  Mirrasına konar).

   Aşağıda yer alan şiirden de anlaşılacağı üzerine Cehal isminde bir oğlu var ve sıralamada ikinci sırada yer alan bu oğlu önce  akraba ve komşularla arayı bozarak aileyi yanlızlaştırır. Aileyi yanlızlaştırdıktan sonra annesiyle babasının arasını bozarak birbirlerinden ayırır. Kerem baba bu olaya tahammül edemez gider yabancı uyruklu bir kadınla evlenir. Cehal tekrar harekete geçerek ikinci planını devreye sokar. Kendisine rakip gördüğü kardeşlerinin bazılarını küstürür, bazılarını "Ketemin" türü bir ilaçla gizliden uyuşturucu bağımlısı haline getirir. Bu arada babasına aklı dengesi bozuktur diyerek mahkemeye verir. İlaç kesilince baba Kerem sinir krizi geçirir ve ölür. Psikolojik sorunlarının kaynağının ne olduğu anlayamayan üvey annesi de iki yıl içinde ölür.  Çünkü ilacı aniden kesince psikolojik sorunlar yaşayan üvey annesi de sinir krizi geçirir ve bir süre sonra baba kerem gibi beyin kanaması nerdeniyle ölür. Babası ve üvey annesinden sonra kardeşleri birer birer şizofren teşhisi konur.  Ama işin sırrını kendisi bildiğinden dolayı kardeşlerini ölüme terk etmez ve onları akıl hastanesine yatırır ve şizofren belirtisi olduğunu ileri sürer. Bunun genetiksel olduğunu babasının da aynı sorunları yaşadığını söyleyerek kardeşlerini birer birer akıl hastanesine yatırır.  Oysa gerçekte kardeşleri şijofren değildir. Sadece bağımlı olduklarını bilmediklerinden ilaç kesilince psikolojik sorun yaşadıklarından doktor bu teşhisi koyar. Ama kardeşlerinden birisinde başarılı olamaz. Zira kardeşlerinden birisi bir gün rüyasında aklını yitirdiğini görür. Bu rüya üzerine heme kalkar gece yarısı eşa ve bavullarını toplar aileden uzaklaşır. Bir süre psikolojik sorunlar yaşar. Kendisini müzik ve spor yaparak iyileştirir.  Bu nedenle tedbir amacıyla ailesi ile ilişkilerini keser. Bu durumun sırrını çözmeye çalışır. Ne zaman aile ile irtibata girse psikolojik sorunlar yaşar, ne zaman aileden uzaklaşsa iyileşir. Ve nihayetinde olayın sırrını çözer. Ama aradan uzun süre 19, 20 yıl geçmiştir, şahit olabilecekler hayatta değildir. 

Sonuçta  babası ve üvey annesinin bu yüzden öldüğü anlaşılır. Aradan 19 yıl geçmiştir bununla ilgili yeterli delil bulunamaz. İşte bu olayın şiirsel anlatımını Ali Vedat Akbulak'ın kaleminden okuyun ve şarkı olarak dinleyin. 

I. Bölümünü dile getirdim. Sonraki zaman sürecinde zaman buldukça bölüm bölüm yayınlayacağım.

CEHAL'IN İNANILMAZ KURNAZLIĞI:

Çok kurnazca plan: Akıllara durgunluk verecek hazin bir olayın öyküsü. Önce aile içinde kendisine güven kazandırır, ardından tüm akraba (Dayı, kuzen, amca, hala, teyze) ve komşularla kendi ailesini sorunlu hale getirir ve onlardan ilişkiyi koparır. 

Ardından aileyi ikiye böler. Karşısına aldıklarını gizliden çeşitli bitkisel ilaçlarla bir bir şizofren yaparak devre dışı bırakır. Ardından kendi safında olanları kendisiyle birlikte olanları devre dışı bırakarak ailenin tüm mirasına çöreklenir.  Buna İngiliz Siyaseti, denir. İngiliz siyasetinin aileye yansıması olarak görebilirsiniz. 

 

Bu olayı siz değerli okuyucularımıza bölüm bölüm suncağız, 

AĞLA BACI: -1

Oğlum Cehal eşimle aramı açtı.
Hile ile paralarımı alıp Almanya'ya kaçtı.
Sana villa alacağım deyip bir daha kandırdı.
Villamı almıştı, ama o yer mezarlıktı.

 

Bazı kimseler din kisvesine bürünür.
Yalanı kılıfına uydurup doğru yolda görünür. 
Yalan vaadine inanmayınca attı bana taş. 
Bacım akıttı, gözlerinden kova kova yaş.

 

Oğlum camiye gider namaz kılardı. 
Çektiği fotoğrafları boy boy feyze atardı. 
Asri mezarlığında villamı sulardı. 
Videosunu çekip bir de feyze atardı.


Babaya saygısızlığı emretmiyor inandığı din. 
Seyyitlerin kızı olmuştu bana bir gelin.
Kâfire bile anlatsan babasına yaptıklarını 
Mezarıma mum dikip görürsün yaktıklarını.

 

Vallah bacı Mücahit oğlum çaresiz kalmış 
Devlet Baba, oğullarımı mahkemeye almış 
Yalancı oğlumun vaadine boğuldum
Gözyaşları içinde bekler Mücahit oğlum 

 

Yanlış olan işler geriye dönecek. 
Suçlular bir gün cezasını görecek. 
Devlet baba adil kararını verecek 
Adalet bir gün  zuhur edecek.

 

Devlet veremezse adil kararını
Kimse görmez bunun yararını
Vallah bil ki bu işte bir hile var.
Yanına kalmayacak hiçbir kâr 

 

Mahkemede yalan konuşana
Mahkemede yalan şahitlik yapana
Mahkemede hile yapan davacı ve davalıya
Mahkemede hile yapan Avukata

 

Mahkemede hile yapanlara
Kumpas kuran yalancılara
Adalete darber vuran herkese
Lanet olsun, lanet olsun.

     Ali Vedat  AKBULAK

Bu şiirde şair oğul Cehal'ın yaptıkları hadiseler karşısında hastalanarak ölen Kerem Baba'nın diliyle konuşmuş.

ŞİİRİN İÇERİK OLARAK ANALİZİ:

Şiir; edebi bir sanat kaygısından ziyade yazarın yaşadığı derin ailevi dramı, haksızlığı ve adalete olan haykırışını anlatan belgesel/içsel bir dert yanma (şekva) niteliğindedir.
Aile İçi İhanet ve Dolandırıcılık: Şiir, bir babanın kendi oğlu tarafından maddi ve manevi olarak suiistimal edilmesini konu alır. Oğlu, lüks bir hayat ("villa") vaadiyle babasının parasını alıp Almanya'ya kaçmıştır.
•Dini İstismar (Riyakarlık): Şiirdeki en güçlü eleştirilerden biri dini duyguların alet edilmesidir. Oğul, camiye giden, namaz kılan ve bunları sosyal medyada ("feyz" / Facebook kastediliyor olabilir) paylaşarak dindar görünen ama aslında babasına saygısızlık ve hile yapan bir figür olarak çizilmiştir.
•Adalet ve Devlet Arayışı: Şair, çaresizliğini "Devlet Baba"ya sığınarak aşmaya çalışmaktadır. Mesele mahkemeye taşınmıştır. Şair, adaletin er ya da geç tecelli edeceğine inanmak isterken, sistemdeki yozlaşmaya karşı da endişelidir.
•Kara Mizah ve Trajedi: "Sana villa alacağım" vaadinin sonucunda babaya asri mezarlıkta bir mezar yeri alınması, şiirdeki en trajik ve ironik unsurdur. Oğul, bu mezarın başında video çekip yine sosyal medyada paylaşmaktadır.
    
Yapısal ve Dilsel Analiz (Nasıl Anlatıyor?)
•Tür ve Tarz: Halk edebiyatındaki "Ağıt" ve "Taşlama" (eleştiri) türlerinin modern ve serbest bir karışımıdır. Yaşanan gerçek bir olayı aktardığı için "anlatı şiiri" (narrative poetry) özelliği taşır.
•Dil ve Üslup: Son derece sade, günlük konuşma diline yakın ve nettir. Şair, edebi sanatlar (teşbih, mecaz vb.) arkasına saklanmak yerine öfkesini ve kırgınlığını doğrudan aktarmayı seçmiştir.
•Hitap Şekilleri: Şiir bir dertleşme ile başlar ("ağla bacı", "Kerem baba"). "Devlet baba" ifadesiyle otoriteye, "vallah bacı" ile de yakın bir dert ortağına seslenilir.
•Sosyal Medya Göndermesi: Şiirde geçen "feyz" kelimesi, muhtemelen halk arasında Facebook için kullanılan yerel bir söyleyiştir. Gösteriş dünyasına yapılan modern bir eleştiridir.
Şiirin Zirve Noktası (Beddua / Lanet Bölümü)
Şiirin son kısmı, klasik bir şiir kapanışından ziyade adalet sistemine ve bu süreçte hile yapan aktörlere karşı bir isyan bildirisi gibidir. Şair;
•Yalan şahitlik yapanlara,
•Hileci davacı ve davalılara,
•Kumpas kuran avukatlara,
•Adaleti yanıltan herkese "lanet olsun" diyerek beddua ile şiiri bitirir. Bu haksızlığın şairde yarattığı travmanın büyüklüğünü gösterir.
Özetle; Bu metin estetik bir şiir olmaktan ziyade, bir babanın uğradığı haksızlığı, evlat acısını, dini istismara olan öfkesini ve hukuk mücadelesini dünyaya duyurmak için yazdığı manzum bir çığlıktır.
Bu şiirin arka planındaki hukuki süreç devam ediyor mu, yoksa bu metin sosyal bir mesaj amacıyla mı yazıldı? Süreç hakkında netleştirmek istediğiniz bir detay varsa paylaşabilirsiniz.

ŞİİRİN  ANALİZİ (ÇÖZÜMLENMESİ)

Şiir; edebi bir sanat kaygısından ziyade yazarın yaşadığı derin ailevi dramı, haksızlığı ve adalete olan haykırışını anlatan belgesel/içsel bir dert yanma (şekva) niteliğindedir.

  • Aile İçi İhanet ve Dolandırıcılık: Şiir, bir babanın kendi oğlu tarafından maddi ve manevi olarak suiistimal edilmesini konu alır. Oğlu, lüks bir hayat ("villa") vaadiyle babasının parasını alıp Almanya'ya kaçmıştır.
  • Dini İstismar (Riyakarlık): Şiirdeki en güçlü eleştirilerden biri dini duyguların alet edilmesidir. Oğul, camiye giden, namaz kılan ve bunları sosyal medyada ("feyz" / Facebook kastediliyor olabilir) paylaşarak dindar görünen ama aslında babasına saygısızlık ve hile yapan bir figür olarak çizilmiştir.
  • Adalet ve Devlet Arayışı: Şair, çaresizliğini "Devlet Baba"ya sığınarak aşmaya çalışmaktadır. Mesele mahkemeye taşınmıştır. Şair, adaletin er ya da geç tecelli edeceğine inanmak isterken, sistemdeki yozlaşmaya karşı da endişelidir.
  • Kara Mizah ve Trajedi: "Sana villa alacağım" vaadinin sonucunda babaya asri mezarlıkta bir mezar yeri alınması, şiirdeki en trajik ve ironik unsurdur. Oğul, bu mezarın başında video çekip yine sosyal medyada paylaşmaktadır.

Yapısal ve Dilsel Analiz (Nasıl Anlatıyor?)

  • Tür ve Tarz: Halk edebiyatındaki "Ağıt" ve "Taşlama" (eleştiri) türlerinin modern ve serbest bir karışımıdır. Yaşanan gerçek bir olayı aktardığı için "anlatı şiiri" (narrative poetry) özelliği taşır.
  • Dil ve Üslup: Son derece sade, günlük konuşma diline yakın ve nettir. Şair, edebi sanatlar (teşbih, mecaz vb.) arkasına saklanmak yerine öfkesini ve kırgınlığını doğrudan aktarmayı seçmiştir.
  • Hitap Şekilleri: Şiir bir dertleşme ile başlar ("ağla bacı", "Kerem baba"). "Devlet baba" ifadesiyle otoriteye, "vallah bacı" ile de yakın bir dert ortağına seslenilir.
  • Sosyal Medya Göndermesi: Şiirde geçen "feyz" kelimesi, muhtemelen halk arasında Facebook için kullanılan yerel bir söyleyiştir. Gösteriş dünyasına yapılan modern bir eleştiridir.

Şiirin Zirve Noktası (Beddua / Lanet Bölümü)

Şiirin son kısmı, klasik bir şiir kapanışından ziyade adalet sistemine ve bu süreçte hile yapan aktörlere karşı bir isyan bildirisi gibidir. Şair;

  • Yalan şahitlik yapanlara,
  • Hileci davacı ve davalılara,
  • Kumpas kuran avukatlara,
  • Adaleti yanıltan herkese "lanet olsun" diyerek beddua ile şiiri bitirir. Bu haksızlığın şairde yarattığı travmanın büyüklüğünü gösterir.

Özetle; Bu metin estetik bir şiir olmaktan ziyade, bir babanın uğradığı haksızlığı, evlat acısını, dini istismara olan öfkesini ve hukuk mücadelesini dünyaya duyurmak için yazdığı manzum bir çığlıktır.

Bu şiirin arka planındaki hukuki süreç devam ediyor mu, yoksa bu metin sosyal bir mesaj amacıyla mı yazıldı? Süreç hakkında netleştirmek istediğiniz bir detay varsa paylaşabilirsiniz.

KAFİYE YÖNÜNDEN ANALİZİ

"Ağla Bacı" şiirinin kafiye (uyak) ve redif analizi, şairin klasik halk şiiri geleneklerinden (özellikle de dert yanma, taşlama ve ağıtlarda görülen düz kafiye şemasından) yararlandığını göstermektedir.

Şiir genel olarak dörder dizelik (dörtlük) bentler halinde kurulmuştur. Şair, ses benzerliklerini yakalamak için kelime köklerindeki kafiyelerden ziyade, dil bilgisi eklerinin tekrarlanmasına dayanan redifleri çok sık kullanmıştır.

Dörtlük dörtlük detaylı inceleme şu şekildedir:

1. Dörtlük

Oğlum Cehal eşimle aramı aç-tı.
Hile ile paralarımı alıp Almanya'ya kaç-tı.
Sana villa alacağım deyip bir daha kandır-dı.
Villamı almıştı, ama o yer mezarlık-tı.

  • Kafiye Şeması: aaaa (Düz Kafiye)
  • Analiz:
    • İlk iki dizede "aç-" ve "kaç-" kelime kökleridir. "-tı" ekleri aynı görevde geçmiş zaman eki olduğu için rediftir. Köklerde kalan "-aç" sesleri iki ses benzerliğinden dolayı tam kafiyedir.
    • Son iki dizedeki "-dı" ve "-tı" ekleri yine geçmiş zaman eki olarak rediftir fakat kökler (kandır- ve mezarlık) arasında tam bir kafiye uyumu yoktur. Şair burada kulak kafiyesiyle yetinmiştir.

2. Dörtlük

Bazı kimseler din kisvesine bürün-ür.
Yalanı kılıfına uydurup doğru yolda görün-ür.
Yalan vaadine inanmayınca attı bana taş.
Bacım akıttı, gözlerinden kova kova yaş.

  • Kafiye Şeması: aabb (Mesnevi Tarzı Kafiye)
  • Analiz:
    • 1. ve 2. dizelerde "bürün-" ve "görün-" kelime kökleridir. Geniş zaman eki olan "-ür" eki rediftir. Köklerdeki "-ürün" sesleri (4 ses benzerliği) zengin kafiye oluşturur……

3. ve 4. dizelerde "taş" ve "yaş" kelimeleri kök halindedir. "-aş" sesleri (2 ses benzerliği) tam kafiyedir.

 3. Dörtlük

Oğlum camiye gider namaz kıl-ar-dı.
Çektiği fotoğrafları boy boy feyze at-ar-dı.
Asri mezarlığında villamı sul-ar-dı.
Videosunu çekip bir de feyze at-ar-dı.

  • Kafiye Şeması: aaaa (Düz Kafiye - Ölçülü Halk Şiiri Formu)
  • Analiz:
    • "kıl-", "at-", "sul-" kelime kökleridir. Geniş zaman eki (-ar/-er) ve hikaye kip ekinin (-dı/-di) birleşimi olan "-ardı" ekleri aynı görevde kullanıldığı için rediftir.
    • Köklerde sadece tek bir ünsüz harf benzerliği kalmıştır (l ve t sesleri). Bu durum teknik olarak yarım kafiye sınırındadır ancak ses uyumu zayıftır. 2. ve 4. dizeler ise doğrudan aynı kelime ("atardı") olduğu için kelime tekrarı (redif) oluşturur.

4. Dörtlük

Babaya saygısızlığı emretmiyor inandığı din.
Seyyitlerin kızı olmuştu bana bir gelin.
*Kâfire bile anlatsan babasına yaptıklarını *
Mezarıma mum dikip görürsün yaktıklarını.

  • Kafiye Şeması: aabb (Mesnevi Tarzı Kafiye)
  • Analiz:
  • 1. ve 2. dizelerde "din" ve "gelin" kelimeleri arasında sadece "-in" sesleri benzeşmektedir. Bu durum tam kafiye oluşturur.

3. ve 4. dizelerde "yap-" ve "yak-" kelime kökleridir. Geriye kalan sıfat-fiil ve iyelik/durum ekleri grubu olan "-tıklarını" aynen tekrar ettiği için rediftir. Köklerdeki tek sesli "-a" harfi ise yarım kafiyedir.

5. Dörtlük

Vallah bacı Mücahit oğlum çaresiz kal-mış
Devlet Baba, oğullarımı mahkemeye al-mış
*Yalancı oğlumun vaadine boğuldum *
Gözyaşları içinde bekler Mücahit oğlum

  • Kafiye Şeması: aabb
  • Analiz:

1 ve 2. dizelerde "kal-" ve "al-" köklerdir. Öğrenilen geçmiş zaman eki olan "-mış" rediftir. Köklerde kalan "-al" sesleri tam kafiye oluşturur.

3. ve 4. dizelerde "boğuldum" ve "oğlum" kelimeleri arasında kafiye aranmıştır ancak yapısal ekler farklıdır. "Oğlum" kelimesi, "boğuldum" kelimesinin içinde aynen ses olarak geçtiği için burada bir tunç kafiye kulak algısı yaratılmıştır……

 7. Dörtlük

Devlet veremezse adil karar-ını
Kimse görmez bunun yarar-ını
Vallah bil ki bu işte bir hile var.
Yanına kalmayacak hiçbir kâr

  • Kafiye Şeması: aabb
  • Analiz:

1. ve 2. dizelerde "karar" ve "yarar" kelime kökleridir. Belirtme ve iyelik ekleri olan "-ını" ekleri rediftir. Köklerdeki "-arar" sesleri (4 ses benzerliği) zengin kafiyedir.

3  ve 4. dizelerde "var" ve "kâr" kelimeleri kök halindedir. "-ar" sesleri (2 ses benzerliği) tam kafiyedir…

8. ve 9. Bentler (Serbest / Kafiyesiz Bölüm)

Şiirin son iki bendi incelendiğinde geleneksel kafiye şemalarının tamamen dışına çıkıldığı görülür.

  • "Konuşana", "yapana", "davalıya", "avukata" kelimelerinde sadece yönelme durumu eki olan "-a / -ya" ekleri bir çeşit redif işlevi görür ancak belirgin bir kök kafiyesi yoktur.
  • Son bentte "yapanlara", "yalancılara", "herkese", "olsun" kelimeleri asonans (ünlü tekrarı) barındırsa da kafiyesizdir. Şair burada hissettiği yoğun öfke ve lanet duygusunu serbest bir ritimle, doğrudan beddua formunda dile getirmiştir.

Genel Değerlendirme: Şiir, hece ölçüsü kaygısı taşımayan serbest bir yapıda olsa da, ses uyumunu yakalamak için çoğunlukla zengin rediflerden ve tam/yarım kafiyelerden beslenmiştir. Son bölümlere doğru duygu yoğunluğu arttıkça teknik kafiye kaygısı tamamen bırakılmıştır.

ŞİİRDE KULLANILAN BAŞLICA EDEBİ SANATLAR

"Ağla Bacı" şiiri, yüksek edebi sanatlarla süslenmiş estetik bir metin olmaktan ziyade, halk edebiyatındaki taşlama (eleştiri) ve şekva (dert yanma) geleneğine uygun olarak doğrudan, yalın bir dille yazılmıştır. Buna rağmen şair, yaşadığı trajediyi ve öfkeyi derinleştirmek için farkında olarak veya olmayarak şu başlıca edebi sanatlara başvurmuştur:

1. Tezat (Karşıtlık)

Şiirin duygu dünyasını oluşturan ve ikiyüzlülüğü eleştiren en temel sanattır. Birbirine zıt kavramlar ve durumlar bir arada verilmiştir.

  • "Villa" ve "Mezarlık": Zenginlik, lüks ve dünya hayatını temsil eden "villa" ile ölümü, kaybı ve yokluğu temsil eden "mezarlık" tezat oluşturur.
  • "Camiye gitmek/namaz kılmak" ve "Babaya saygısızlık/hile yapmak": Dinin emrettiği güzel ahlak ile oğlun gerçekte yaptığı kötülükler arasındaki büyük zıtlık vurgulanmıştır.

2. İroni (Tariz / Dokundurma)

Şair, oğlunun dindar görünme çabasını ve trajik durumları iğneleyici bir dille anlatarak tariz sanatı yapmıştır.

  • "Asri mezarlığında villamı sulardı": Gerçekte bir villa yoktur, oğlunun kandırarak aldığı mezar yeri vardır. Şair, mezar toprağını sulama eylemini "villamı sulardı" diyerek acı bir ironiyle aktarır.
  • "Videosunu çekip bir de feyze atardı": İbadetin ve hayırlı evlatlığın gizli olması gerekirken, oğlun bunu bir sosyal medya şovuna dönüştürmesi iğneleyici bir dille eleştirilir.

3. Teşhis (Kişileştirme)

İnsana ait özelliklerin insan dışı varlıklara aktarılması sanatıdır.

  • "Devlet Baba": Kanun, mahkeme ve otoriteyi temsil eden soyut/kurumsal devlet yapısı, sığınılacak koruyucu bir "baba" gibi düşünülerek kişileştirilmiştir.

4. Mübalağa (Abartma)

Sözün etkisini artırmak ve çekilen acının büyüklüğünü göstermek için abartmaya başvurulmuştur.

  • "gözlerinden kova kova yaş": Bacısının döktüğü gözyaşlarının miktarı, acının şiddetini göstermek amacıyla kova ölçüsüyle abartılarak verilmiştir.
  • "Yalancı oğlumun vaadine boğuldum": Yaşanılan hayal kırıklığı ve üzüntünün içinde boğulunacak devasa bir deryaya benzetilmesiyle abartma yapılmıştır.

5. Mecazı mürsel (Ad Aktarması)

Bir sözcüğün, benzetme amacı güdülmeden, başka bir sözcük yerine kullanılmasıdır.

  • "din kisvesine bürünür": Kisve giysidir. Burada doğrudan kıyafet değil, dinin dış görünüşü, sembolleri kastedilmiştir.
  • "yalanı kılıfına uydurup": Kılıf nesneleri saklayan nesnedir. Burada yalanı gizleyecek sahte bahaneler, yasal veya dini kurnazlıklar anlamında kullanılmıştır.

6. Tekrir (Yineleme)

Şiirdeki ritmi artırmak ve öfke duygusunu zirveye taşımak için belirli kelimeler bilinçli olarak tekrar edilmiştir.

  • Şiirin son iki bendinde "Mahkemede..." kelimesinin defalarca tekrarlanması, isyanın odağını vurgular.
  • Şiirin son dizesindeki "Lanet olsun, lanet olsun" ifadesi duygu yoğunluğunu pekiştiren bir tekrirdir.

Özetle; Şiirdeki edebi sanatlar süsleme amacından ziyade, uğranılan haksızlığın, dini istismarın ve evlat ihanetinin yarattığı trajik tezatları ve ironiyi göz önüne sermek için birer anlatım aracı olarak kullanılmıştır.

Ağla Bacı" şiirinin arka planında yer alan kültürel, toplumsal ve modern dünya eleştirilerini içeren detaylı inceleme şu şekildedir:

1. "Seyyitlerin Kızı Olmuştu Bana Bir Gelin" İfadesinin Kültürel ve Toplumsal Göndermesi

İslam kültüründe "Seyyid / Seyyit", Hz. Muhammed’in (s.a.v.) soyundan (Hz. Ali ve Hz. Fatima vasıtasıyla) gelen kişilere verilen manevi ve saygın bir unvandır. Toplumda bu soydan gelen ailelere, yüksek ahlak, dürüstlük ve inanç bağı sebebiyle ekstra bir hürmet gösterilir.

  • Güven İstismarı: Şair bu dizede, gelinini seçerken veya ona güvenirken bu dini ve toplumsal referansa (Seyyit soyundan gelmesine) saygı duyduğunu ve güvendiğini ima eder.
  • Hayal Kırıklığının Büyüklüğü: Şair aslında şunu demek ister: "Öyle saygın, ahlaklı ve dini bütün olması beklenen bir aileden (Seyyitlerden) gelin aldım ki, onlardan asla bir kötülük, hile veya sadakatsizlik beklemezdim. Fakat bu kutsal bağ bile uğradığım ihaneti engelleyemedi." Bu ifade, şairin yaşadığı hayal kırıklığının derinliğini toplumsal bir referansla pekiştirir.

2. Sosyal Medya Eleştirisi ("Feyze Atardı")

Şiirde iki kez tekrarlanan "feyze atardı" ifadesi (halk ağzıyla Facebook kastedilmektedir), modern dünyanın en büyük hastalıklarından biri olan "dijital riyakarlık" ve "gösterişçi dindarlık" üzerine çok güçlü bir tespittir.

  • İbadetin Şova Dönüştürülmesi: İslam inancında ibadetin gizliliği, ihlası (gösterişten uzaklığı) esastır. Oğulun camiye gidişini, kıldığı namazı "boy boy fotoğraflarla" sosyal medyada paylaşması, dini ibadetleri Allah rızası için değil, dijital dünyada bir "itibar ve dindarlık imajı" yaratmak için kullandığını gösterir.
  • Trajikomik Vicdan Rahatlatma: Oğul, babasını dolandırıp Almanya'ya kaçmış, ona hayattayken villa almak yerine mezar yeri almıştır. Ancak buna rağmen mezarlıkta video çekip "feyze" atarak dış dünyaya karşı "hayırlı, babasının mezarını sulayan inançlı evlat" rolü oynamaya devam etmektedir. Şair, sosyal medyanın gerçek kötülükleri ve günahları örtmek için nasıl bir kılıf (maske) olarak kullanıldığını deşifre eder.

3. "Kâfire Bile Anlatsan..." İfadesindeki Evrensel Ahlak Vurgusu

"Kâfire bile anlatsan babasına yaptıklarını
Mezarıma mum dikip görürsün yaktıklarını."

  • İnanç Üstü Vicdan: Şair burada din, dil, ırk gözetmeksizin evrensel bir ahlak kuralına parmak basar. "Kâfir" (inanmayan) olarak nitelendirilen birinin bile evlat-baba ilişkisindeki bu zalimliği gördüğünde vicdanen sızlayacağını belirtir.
  • Kültürel Ritüel (Mum Dikmek): Mezara mum dikme eylemi, genellikle Hristiyanlıkta veya bazı eski Anadolu inanışlarında saygı ve anma ritüelidir. Şair, "İnanmayan yabancı bir insan bile benim halime acır, mezarıma gelip bana saygı gösterir, hürmet eder ve oğlumun bana çektirdiklerine (yaktıklarına) ağlar" diyerek, kendi öz evladının inançsız sayılan bir yabancıdan daha vicdansız çıktığını vurgular.

Genel Sonuç

Şiir, geleneksel aile bağlarının, dini değerlerin ve toplumsal güven unsurlarının (Seyyitlik gibi), modern dünyanın getirdiği para hırsı, sosyal medya kurnazlığı ve bireysel çıkarlar karşısında nasıl tarumar olduğunu anlatan sosyolojik bir belge niteliğindedir. Şair, kutsal saydığı her değerin (evlat, din, gelin, adalet) maddiyat uğruna nasıl içinin boşaltıldığını acı bir tecrübeyle anlatılmış.

ŞİİRDE GEÇEN BAZI ÖZEL KAVRAMLAR VE İÇERİĞİNİN YORUMLANMASI

"Ağla Bacı" şiirinin yazım tarzı (üslubu) ve metinde öne çıkan özel kelime/kavram tercihleri, yazarın ruh halini ve toplumsal arka planını anlamak açısından oldukça karakteristik özellikler taşır.

Şiirin üslup ve kavram haritası şu şekildedir:

1. Yazım Tarzı ve Üslup Özellikleri

  • Doğrudan ve Yalın Anlatım (Sanatsız Şiir): Şair, kapalı istiareler, imgeler veya süslü kelimeler arkasına saklanmaz. Yaşadığı dolandırıcılığı, evlat ihanetini ve mahkeme sürecini bir dilekçe veya bir gazete haberi netliğinde anlatır. Bu durum şiire "belgesel şiir" veya "rapor şiir" havası katmaktadır.
  • Öfke ve Kırgınlık Tonu (Dramatik Ritim): Şiirin tonu baştan sona tekdüze değildir. İlk kıtalarda bir dertleşme ve hayal kırıklığı ("kandırdı", "boğuldum") hakimken, orta kısımlarda ironik bir hesaplaşma ("feyze atardı"), son kısımlarda ise hiddetli bir isyan ve lanet ("darbe vuran herkese lanet olsun") öne çıkar.
  • Konuşma Dilinin Ritmi: Şiir, hece ölçüsünün katı kurallarına uymasa da halk ozanlarının irticilen (doğaçlama) söylediği taşlamalara benzer. Okurken durak yerleri ve vurgular, bir insanın karşısındakine hararetli bir şekilde dert anlatırken kullandığı jest ve mimikleri andırır.

2. Dikkat Çeken Özel Kavramlar ve Kelime Analizleri

Şiirde seçilen bazı kelimeler, hem dönemin ruhunu hem de şairin sosyo-kültürel dünyasını yansıtır:

  • "Cehal" (Oğlum Cehal): Bu kelime iki anlama gelebilir. Birincisi, oğlunun gerçek adı veya lakabı olabilir. İkincisi ise Arapça kökenli "cehl / cehalet" kökünden türetilmiş, "cahil, toy, hakkı hukuku bilmeyen, nefsine yenik düşmüş" anlamında bir sıfat olarak kullanılmış olabilir. Şair oğluna bu ismi/sıfatı vererek onun olgunlaşmamış karakterine vurgu yapar.
  • "Din Kisvesi" ve "Kılıf": "Kisve" kıyafet, elbise demektir. Din kisvesine bürünmek, dindarlığı kalbinde yaşamak yerine onu bir kostüm gibi üzerine giymek demektir. "Yalanı kılıfına uydurmak" ise yapılan usulsüzlüklere, dolandırıcılıklara dini veya hukuki bahaneler (kılıflar) bulma kurnazlığına işaret eder.
  • "Asri Mezarlık": "Asri", kelime anlamı olarak "modern, çağdaş" demektir. Şehirlerdeki düzenli, parsellenmiş modern mezarlıklara "Asri Mezarlık" denir. Şairin "Sana villa alacağım deyip asri mezarlıkta yer alması", modern dünyanın getirdiği mülkiyet hırsı (villa) ile insanın kaçınılmaz sonu (mezarlık) arasındaki trajik bağı absürt bir şekilde ortaya koyar.
  • "Mücahit Oğlum": Şiirde hile yapan hayırsız oğula karşılık, bir de mağdur olan veya babasının yanında duran "Mücahit" adında bir diğer oğuldan bahsedilir. "Mücahit" kelimesi "cehd eden, hak uğruna mücadele eden" anlamına gelir. Şair, babasını dolandıran oğul ile adalet arayan, mahkemeye düşen Mücahit oğlunu isim bazında da (Cehal vs. Mücahit) karşı karşıya getirerek hak-batıl mücadelesi çizer.
  • "Kumpas" ve "Adalete Darbe": Şiirin sonundaki bu ifadeler, meselenin sadece basit bir aile içi borç-alacak davası olmadığını, işin içine yalan şahitlerin, kumpasçı avukatların ve organize bir oyunun girdiğini gösterir. Şair, bireysel davasını "adalete darbe vurulması" olarak görerek toplumsal bir hukuk çığlığına dönüştürür.

Genel Üslup Sonucu

Ali Vedat Akbulak, bu şiirde bir edebiyatçı kimliğiyle değil, canı yanmış, haksızlığa uğramış bir "mazlum" kimliğiyle konuşmaktadır. Bu yüzden üslup keskin, kelimeler vurucu ve hedef nettir. Şiir, edebi bir manifesto değil, hukuka ve vicdanlara sunulmuş manzum bir şikâyet dilekçesidir.

"Ağla Bacı" şiiri üzerine yaptığımız bu çok yönlü analiz çalışmasını tamamlamış bulunuyoruz.

 

Google+ WhatsApp